Distopya Nedir?

Son dönemde özellikle sinema filmlerinin ya da dizilerin de etkisiyle “distopya” kavramını sıklıkla duyar olduk. İzlediğimiz yeni nesil dizi veya filmlerde bu olgunun çok defa işlendiğine tanıklık ediyoruz. Sanat dallarına da etkisini göstermekte olan distopyayı daha yakından anlamaya ve öğrenmeye ne dersiniz? Aynı zamanda bu içeriğimizde distopyanın zıt kardeşi olan ütopyanın da ismini duyacağınızı söyleyelim. Zira distopya kelimesi ortaya çıkmadan 200 yıl kadar önce ütopya olgusu dünyaya gelmişti. Dilerseniz öncelikle distopya kelimesinin kökeni hakkında bilgi vererek inceleme yazımıza başlayalım.

Distopya Kelimesinin Kökü Nereden Geliyor?

Aslında kelimeyi ilk kez kullanan siyasetçi ve filozof John Stuart Mill distopya kelimesini “kötü bir yer” anlamında kullanmıştır. Burada kullanılan anlamı ile ütopyanın tam tersini ifade ettiği de söylenir. Kelimenin kökü Antik Yunan’a kadar uzanır. Eski Yunancada “dis” (“dys” şeklinde de yazılabiliyor) ön eki kötü veya hastalıklı anlamına gelen bir ektir. Yanına gelen “ou” takısı ise “yok” anlamındadır. “Yer” anlamında ise “topya” ile birleşmiştir. Yani kendinden büyük zıt kardeşi “ütopya” kelimesi ile birleşip distopya halini almıştır. 

Tam manası ile çevrildiğinde “olmayan kötü yer” gibi bir sonuç çıkar. Kelime henüz olmayan ancak gelecekte olma olasılığı olan kötü yeri de ifade eder. Sözlük tanımındaysa gelecek zamanda kurulacak olan toplumların baskıcı ve otoriter sistemde olumsuz bir yaşama sahip olacakları tezi olarak geçer. Sözlük anlamının ardından bu karanlık geleceğin yani distopyanın sanata etkilerine ve anlatılarına geçelim.

Sanatta Distopya

Bu karanlık gelecek tasvirini en çok sanatla kolay bir şekilde anlayabiliriz. Zaten distopya üzerine birçok edebiyat ve sinema eserine rastlamamız mümkündür. Gelecekte teknoloji ile birlikte insanlığın başına gelebilecek olumsuz senaryolardan tutun da baskıcı, otoriter rejimlerde özgürlüğü kısıtlanmış insanları sıkışmış dünyalarına kadar distopya temasının izlerine rastlamak mümkündür. Aslında bu yaratılan dünyalara “distopik” denilmektedir. Olası karanlık senaryolardan birinin yaşandığı kabul edilen dünyaya “distopik dünya” ya da “distopik evren” denmektedir.

Bilim kurgu türüne dahil edilebilecek sinema alanında distopik dünyaların yaratıldığı pek çok film bulunmaktadır. Çoğu insanın izlediği Matrix filmi üçlemesini bu türe örnek olarak vermek mümkündür. Örneklerin arasında ünlü yönetmen Stanley Kubrick’in romandan sinemaya uyarlanan unutulmaz filmi A Clockwork Orange (Otomatik Portakal) yer alır. Yine en bilinen örneklerden V for Vendetta , Twelve Monkeys (12 Maymun), aynı zamanda edebiyat eseri olan Fahrenheit 451 (Değişen Dünyanın İnsanları), Brazil (Brezilya) gibi sinema eserlerini bir çırpıda distopya filmleri arasında sayabiliriz.

Edebiyattan ise Jack London-Demir Ökçe, Yevgeni Zamyatin-Biz, Franz Kafka-Dava, Aldous Huxley-Cesur Yeni Dünya gibi kitapları örnek olarak verilebilir. 
Sinema ve edebiyatın yanı sıra felsefe, resim, tiyatro, müzik ve mimaride de distopya etkili olur. Hatta plastik sanatlardaki üretimlerde dahi distopya bir tema haline gelir. Resim sanatında en ünlü distopik tablolar Zdzisław Beksiński, Scott Listfield, Michael Kerbow gibi sanatçılar tarafından üretilmiştir. Günümüzde ise distopya türünde bilgisayar oyunları da üretilmektedir. Sanatta distopyayı örneklerle aktardıktan sonra distopya ile bilinmesi gereken farklı bilgilere geçebiliriz.

Distopya ile İlgili Bilinmesi Gerekenler

Distopyayı konu edinmiş örnek verdiğimiz eserleri incelediğinizde konuları gelecekteki olumsuz toplumları konu aldığını görürsünüz. Konular genellikle çok ilerlemiş bir teknolojide toplumun nasıl olumsuz etkilediğini, insanlığın yoksullaştığını, bir salgınla beraber yaşananları, terör gibi temellere dayandırılır. Otoriter ve baskıcı rejimler karşısında toplum büyük bir baskı altında olabilir. Toplumun tüm özgürlükleri kısıtlanmış veya baskı altına alınmış olarak yansıtılabilmektedir. Aslında bir anlamda gelecekte olabilecek felaket senaryoları diye tanımladığımız birçok şey distopya örnekleri olabilir. İnsanlığın çöküşe sürüklendiği ve yıkıma gittiği görülür. Doğanın talan edildiği bu dünyada yaşanacak kısıtlı kaynaklarla yaşam savaşı veren insanlar konu alınabilir.

Bir yandan distopyanın geçmiş zamanlardaki yaşanan insanlığa zarar vermiş olaylardan beslendiğini söylemek de mümkündür. Savaşlar, yaşanan bir felaket veya doğal afet de aynı şekilde disitopya için önemli çıkış noktalarıdır. Ekolojik distopya örneklerinde insanlar doğadan tamamen veya kısmen kopmuş, adeta doğaya yabancılaşmış olarak gösterilebilir. Doğa, bu betimlemede tamamen yok olmuş olabilir.

Ekonomi temelli distopyalarda büyük şirketler toplumu ele geçirmiştir ya da tüm yaşamsal kaynaklar bir şirketin tekelinde olabilir. Siyasi olarak kurulan distopyalarda da bahsettiğimiz gibi otoriter ya da totaliter devlet sisteminde toplumun sıkı bir şekilde kontrol edilmeye çalışılması konu alınır. Özgürlüğün, güvenin olmadığı karanlık bir toplum görürüz. Bilim veya teknolojinin çok ileri olduğu distopyalarda robotlarla insanlar arasındaki durumu yansıtan örnekler verilebilir.

Tüm bu saydığımız örneklerin bir kısmını, distopik bir dünya yaratılan Black Miror dizisinde de birbirinden bağımsız bölümler şeklinde izleyebilirsiniz. Saydığımız distopya örnekleri, bir bütün olarak kullanılabilirler.

Distopyalar İnsanlığa Ne Anlatır?

Distopya türündeki eserler aslında insanlığı ikaz eder. Kötü giden her şey ile ilgili bir uyarı niteliği taşır diyebiliriz. Toplumu tek tipleşmeye karşı, temel hak ve özgürlüklerini kaybetmesine yönelik ikaz niteliğindedir. Aynı şekilde insanın doğa, teknoloji, devlet yönetimi gibi olumsuz senaryoların gerçekleşmesi durumunda nelerin olabileceğini yansıtır. Yine bir örnek verecek olursak son zamanlarda çok izlenen Suqid Game (Kalamar Oyunu) dizisi doğrudan distopyayı konu edinmiştir. Burada oyuncuların para ödülü kazanmak için ölüm pahasına yarışı konu edinilmişti. Bir takım üst düzey zengin insanlar ve de oldukça yoksul insanlar odak noktasındaydı. Bu ölümüne yarışma hali, inşalara şu anda yaşadıklarının bir benzerini çağrıştırmanın yanı sıra distopyanın özelliği olarak daha kötüsüne gidecek olanı düzeltebilecekleri konusunda aslında bir bakıma ışık tutmaktadır.

Bu anlamda distopya, ütopyanın zıttı olmaktan çıkarak bizi karanlığın içinden çıkacak yollar aramaya da sevk edebilir. Korkutucu geleceğin içine bizi bırakır ve şimdi için ne yapmamız gerektiğiyle ilgili düşündürür. Gerçekte kötüye giden olaylar, durumlar, insanlık için böyle giderse sonucu daha kötü olabilir mesajını sunar.

Distopyalar elbette sadece hayal ürünü ve gelecek senaryolarından ibaret değildir. Bazen dünyada gerçekleşen olayları da bu şekilde nitelendirebiliriz. Örneğin tuvaletleri ve soyunma odalarına dahi kamera yerleştirilen bir fabrikada çalışan işçiler, bu olayı yorumlayanlar tarafından distopik bulunabilir. Kişisel hak ve özgürlüklerin fabrika ortamında tam anlamı ile baskı altına alınmış olması bu düşünceyi tetikler. Yine gündeme konu olan “sanal gerçeklik evreni” denemeleri gibi teknolojinin geliştiği durumlar bazı kişilerce distopik bulunabilir. Sanal gerçekliğin gerçek evrenin yerine geçmesini oldukça korkutucu bulan bir görüş bulunmakta. Başlangıçta yaptıklarımızın aksine distopya gelecekte değil geçmişte ve hatta şu anda yaşanan bahsettiğimiz alanlardaki olumsuzluklar olarak da yorumlanabilmektedir.

Distopya konusunun daha iyi anlaşılması adına ütopya ile ilgili de bilgi sahibi olunması gerekir. Distopya, dünyanın kâbusu olabilecek durumlara ve olaylara olumlu alternatif yollar bulmak için iyi bir fırsat olabilir. Distopyalar bize görmek ve hatta düşünmek bile istemediklerimizi önümüze getirseler de kaçış başımıza gelebilecek felaketlere bir yol sunmuyor olabilir. Distopyanın feleket ve olumsuzluklara karşı kaçmayıp bir çıkış yolu bulmak ise insanlığın bundan sonraki becerisine kalıyor.