Her UX tasarımcısının bilmesi gereken psikolojik prensipler

Psikoloji, çoğu zaman bizi şaşırtan araştırma bulgularıyla yolumuza ışık tutuyor. İnsanı ilgilendiren her uğraş alanında doğrudan yararlandığımız psikoloji, karar alma süreçlerimiz ve onları nelerin etkilediğine dair bilgiler sunuyor. 

İnternetin hayatımızdaki artan ağırlığına ilişkin literatürde on binlerce yayına rastlamak mümkün. Bunların hiçbirinden haberdar olmasak dahi sadece kendi yaşamımızdan hareketle bile bu konuda bir fikre sahip olabiliriz. Yapılan araştırmalara göre insanların her gün internet bağlantılı mobil telefonlarla, tabletlerle veya bilgisayarlarla geçirdiği ortalama süre 4 ila 9 saat arasında değişiyor. Elbette 9 saati çok aşan kullanıcıların sayısı da az değil. 

Akıllı telefonlarımız gitmek istediğimiz yer için rotayı çiziyor, sağlığımıza ilişkin ipuçları veriyor, günlük adım sayımızı tutuyor, ne kadar su içtiğimizi kaydediyor, aldığımız kaloriyi hesaplıyor. Telefonların eksik kaldığı alanları biz tamamlıyoruz. Hayatımızın en mahrem alanlarını dahi fotoğraf ve videolarla çeşitli platformlarda paylaşıyoruz. İnsanın teknolojiyle ilişkisi gün geçtikçe derinleşiyor. Bu yazıda, bir UX tasarımcısı için tüm hemen hemen tüm çalışmalarında ufuk açıcı olabilecek pazı psikoloji prensipleri sıralanıyor. UX tasarımcısı, psikolojinin önümüze getirdiği bu bulgulardan yararlanarak çok daha etkili ve başarılı uygulamalara imza atabilir. 

Tasarımlar Nasıl Algılanıyor?

ux-tasarimcisi

“Her şeyimizi bilen” teknoloji, internetle uğraşan tüm meslek gruplarında olduğu gibi geliştiriciler ve reklamcılar açısından da geniş imkanlar sağlıyor. Bir tasarımcı için ortaya koyduğu eserlerin algılanma biçimi her şeyden daha önemli olabilir. Çünkü bu şekilde, tasarımlarının başarısını ölçebilir ve bundan sonra yapacağı tasarımlar için belli bir yol haritası oluşturur. Uygulama geliştiriciler, yapılan tasarımların diğer insanlar tarafından nasıl algılanıyor olduğunu öğrenebilirse, daha çok insana ulaşma adına daha avantajlı olabilir. Burada yapılacak iyileştirmeler olağan üstü derecede etkili olacaktır.

Kullanıcıların algısına dair birçok tasarım ilkeleri bulunuyor. İlgili üniversite bölümlerinden mezun olanların çok iyi bildiği bu ilkelerin bazıları UX tasarımcılarının da doğrudan ilgi alanına giriyor. Söz konusu ilkelerden ilkini ele alalım.

1. Von Restorff  Etkisi / İlkesi

ux-tasarimcisi-3

İlk inceleyeceğimiz kategori, bu alanda en meşhur etkilerden biri. Von Restorff etkisi / ilkesi “izolasyon etkisi” adıyla da anılır. Kısaca özetlemek gerekirse, “bir ortamda birçok benzer nesne bulunduğu durumda, diğerlerinden farklı olan nesnenin kişi tarafından hatırlanma ihtimalinin çok yüksek olduğu”nu ön görür. Gerçekten de günümüzde en çok kullanılan tasarım ilkelerinden biridir. Özellikle web sitelerinde yönlendirilen reklamlarda Von Restorff Etkisi doğrultusunda yapılan tasarımlara rastlayabilirsiniz. “Şanslı ziyaretçi sizsiniz”, “1 milyonuncu müşterimiz oldunuz, size sürpriz bir hediyemiz var” ve benzeri tuzak reklam gönderilerinde sözde “ödül”ü kabul etmek için belirlenen kutucuk hem diğer kutucuklardan hem de geri kalan alanın tamamından farklı bir renge sahiptir. Böylece, ziyaretçinin ilgisi de dikkati de hediyeyi kabul etmeye, daha doğrusu dolandırılmaya yönlendirilir.

Ayrıca, web sitelerinde yer alan “Call to Action” (CTA – harekete geçirme) butonlarının da birçoğu geri kalan alanın tümünden farklı renkte dizayn edilir. Böylece, harekete geçirme butonunun sizden tıklamanızı istediği alana yönlenmeniz teşvik edilir. Bu metodun genellikle işlediği web tasarımcılar tarafından sıkça ifade edilir. Basitçe tasarlanmış bir buton ile tasarlanan hareket geçirme butonları, kullanıcıların büyük çoğunluğunun ilgisini çekmez. Ancak gerçekten o konuyla ilgili olan kullanıcılar bu butonlara tıklamayı tercih eder. Tüm bu süreç boyunca geride işleyen ise Von Restorff Etkisi / İlkesidir: “Bir ortamda birçok benzer nesne bulunduğu durumda, diğerlerinden farklı olan nesnenin kişi tarafından hatırlanma ihtimali çok yüksek olur.”

2. Seri Konum Etkisi

ux-tasarimcisi-2

Seri Konum Etkisi, kısaca, “kişinin, gördüğü bir dizide en başta ve en sonda yer alan nesneleri daha iyi hatırlama eğilimi” olarak adlandırılabilir. Bu psikolojik prensip günümüzde en çok restoranlar tarafından kullanılıyor. Menü tasarımları yapılırken, restoranlar, en çok satmak istedikleri ürünleri menünün en başına ve en sonuna yerleştiriyor. Böylece müşterinin dikkati o iki ürüne çekiliyor. Benzer uygulamalara çeşitli internet reklamı tasarımlarında rastlamak da mümkün.

3. Bilişsel Yük

Bilişsel yük, “bir hafızanın kullandığı zihinsel çabanın toplam miktarı”na işaret eder. Kısaca tanımlamak gerekirse, herhangi bir görevi gerçekleştirmede kullanacağınız düşünce miktarının toplamı bilişsel yük olarak adlandırılır. Bilişsel yük kavramı, üç kategori altında ele alınır: Germane bilişsel yükü, içsel bilişsel yük, ve ekstra düzeyde bilişsel yük. UX tasarımlarında en çok öne çıktığı düşünülen çeşitler ise ilk ikisidir. 

İçsel bilişsel yük

Öğrenime dair herhangi bir konuda karşılaştığınız zorluğu tanımlar. Neredeyse her gün karşılaştığımız ReCaptcha uygulaması bu çerçevede örnek verilebilir. Kullanıcının, uygulamada izlemesi gereken yolların da yeniden yazacağı içeriğin de hem kısa hem de basit olması beklenir. 

Germane Bilişsel Yük

Zihninizde şemaların inşa edilmesi için kullanılır. Tüm bilgi kategorileri ve düşünce modellemelerinin bu bilişsel yük ile inşa edildiği varsayılır. Bu kategorinin UX tasarımına bakan yönü, bazı durumlarda tasarım kalıplarının kullanılması gerektiğidir. Kullanıcının daha önceden aşina olduğu bir kalıbı algılaması, ona yeni bir kalıp öğretmekten daha kolay olacaktır.

4. Hick Yasası

ux-tasarimcisi-1

Hick Yasası, bu alandaki en popüler ve en meşhur kategorilerin başında gelir. Buna göre, insanın karar verme sürecinde harcadığı vakit, kendi açısından geçerli bulunan seçeneklere bağlıdır. İşte bu yüzden, seçim sayısı arttıkça karar için gereken vakit de düzenli olarak artar. Hick Yasası’na örnek olarak, beynimizin karmaşık nesnelerin kalabalık biçimde bir arada bulunduğu ortamda nesneleri gruplandırarak algılaması verilir. İnsan zihnindeki bu kümeleme eğilimi, UX tasarımcıları için de ufuk açıcı olacaktır. Hem öğrenme süreçlerinde, hem de reklam uygulamalarında Hick Yasası etkin biçimde kullanılır.