IPO Nedir?

Açılımı Initial Public Offering olan IPO, halka arz anlamına geliyor. Özel şirketler, hisse senetlerine halka açarak yatırım sermayesini arttırıyorlar. Özellikle piyasada uzun yıllar faaliyet göstermiş şirketler, yatırım sermayesini arttırmak için halka arz yöntemine başvururlar. Tabii kimi zaman özel sektörde faaliyet gösteren büyük şirketlerle halka açık ticari kuruluşların da hisse senetlerini halka arz ettiği görülür. IPO sürecinin ilk adımında şirket, hisse miktarı ile fiyat ve piyasa teklifiyle ilgili zaman çizelgesi oluşturmak adına mutlaka bir sigorta şirketi ya da yatırım bankasıyla birlikte çalışmalıdır.

ipo-nedir

Şirketler genellikle halka açılacaksa ilk olarak IPO'yu seçerler. Ancak, doğrudan halka arz, doğrudan listeleme gibi diğer halka açıla yolları da bulunur.  Bir şirketin IPO sürecine dahil olmasıyla birlikte bazı olaylar zinciri art arda yaşanır. Sigorta şirketleri ise bu olayları oldukça kolaylaştırır.

IPO Sürecinde Yaşanan Olaylar Nelerdir?

Avukatların, sertifikalı mali müşavirlerin, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu uzmanlarının ve bir sigortacının bünyesinde olduğu harici bir IPO ekibi yaratılır.
Şirketin finansal durumu, gelecekte hayata geçirilebilecek olası projeleri ve şirketle ilişkili daha pek çok bilgi derlenir. Bu bilgiler, şirketin genel durumuyla ilgili dağıtılan raporun bir parçasıdır.
Mali tablolar resmi denetimden geçer.
Şirketin genel bilgilerinden oluşan rapor Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na sunulur ve teklif için tarih belirlenir.

IPO ve ICO Arasındaki Farklar Nelerdir?

Kripto paraların hayatımıza girmesi ve kısa bir süre içerisinde popülerlik kazanmasıyla birlikte yeni bir yatırım seçeneği ortaya çıktı. ICO yani Initial Coin Offering olan bu yatırım seçeneğinin Türkçedeki karşılığı ise 'İlk Token Arzı'dır. Böylelikle yatırım yapmak isteyenlerin karşısında önemli bir yol ayrımı oluştu; geleneksel halka arz ile ilk token arzı.

IPO, daha çok uzun yıllardır piyasada bulunan köklü şirketlerin başvurduğu bir yöntemdir. ICO ise genellikle genç girişimcilerin başlattığı ve riski daha yüksek olan bir yatırım olanağıdır. Mesela, 30 yıldır hizmet sektöründe faaliyet gösteren şirketin sahibine IPO dersek, garajında yeni bir teknoloji firması kurmak için çalışmalar yapan 20 yaşındaki genç ICO olacaktır. Bu örneklerden ilki, ticari sicili temiz, güvenilir bir şirketi ve sağlam bir banka hesabi bulunan biriyken, ikinci örnek bu özelliklerden hiçbirine sahip değildir. Zaten sahip olmak zorunda da değildir. İkinci örnekte risk yüksek olduğu kadar potansiyel kazanç da yüksektir. Bu isim, yeni bir Steve Jobs da olabilir, 2 sene sonra adı dahi anılmayacak biri de olabilir. Hangi yatırım seçeneğini tercih ederseniz edin, temelde amacınız aynıdır; işinizi büyütmek ve daha çok para kazanmak.

Gereksinimler

Halka arz için şirketin belli bir kazancının olması, ticari sicilinin temiz olması, resmi başvurular yapması gibi uzun bir listeyi gerçekleştirmesi gerekiyor. IPO, düzenlemelerin ve yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği ve bu konuya ilişkilerin denetimlerin gerçekleştirildiği bir sürece yayıldığı için oldukça uzun sürer. Ayrıca IPO'ya gidecek şirketlerin prospektüs adı verilen şartnameye ihtiyaçları vardır. Halka açılma niyetinin yasal beyanı sayılan prospektüs, şirketin genel durumu ev halka arz ile ilgili genel bilgileri içerir. Bu bilgiler, potansiyel yatırımcılar için oldukça önemlidir. Kısacası IPO sürecini başlatmak için avukatlara, bankalara ve en önemlisi de sabra ihtiyacınız var.

ICO sürecinde ise herhangi bir yasal düzenlemeye bağlı olunmadığı için genelde ticari bir sicilin olmasını dahi gerektirmez. Projeyi ve şirketi tanıtan bir 'white paper' yani teknik doküman hazırlanarak potansiyel yatırımcıların bilgisine sunulur. IPO ile kıyaslandığında ICO süreci çok daha kısa sürer. IPO'da nasıl prospektüs varsa ICO'da da white paper vardır fakat yasal düzenlemelere ve yükümlülüklere tabi değildir. Zaten bazı ülkelerde white paper'lar, yasal belge statüsünde kabul edilmiyor. Bir ICO başlatabilmek için ihtiyaç duyulan tek şey internet ve programcılardan oluşan bir ekiptir.

Yatırımcı Perspektifi

İkamet ettiğiniz ülkede faaliyet gösteren bir şirketin IPO sürecine dahil olarak yatırım yapma planlarınız varsa, bu işlemi oldukça kolay halledebilirsiniz. Fakat, yabancı bir şirkete yatırım yapmak istediğiniz işler değişiyor. Ek yasal prosedürlerin devreye girmesinden ötürü bir aracı hizmetinden faydalanmanız gerekebilir.

ICO sürecinde ise bu tip sorunlarla karşılaşmazsınız. Yatırım yapmak için ihtiyacınız olan tek şey internettir. Hangi ülkede olursa olsun dilediğiniz şirketin token'ınına yatırım yapabilirsiniz. Buradaki tek istisnai nokta, menkul kıymet olarak tanımlanan Amerika Birleşik Devletleri temelli bazı projelerdir. Bu tip projeler, kendi ülkelerinde ICO sürecine gidemezler. Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarından yatırım alabilmek için IPO benzeri bir süreç başlatmaları gerekir.

Yatırımcıların Kazancı

IPO sürecinde satın alınan hisse senetleriyle şirketin gelecekte elde ettiği gelirden hak iddia etmenizi sağlar. Yıllık ortalama kazançtan hissedarlara temettü ayrılır. IPO sürecinden para kazanmanın diğer bir yolu da şirketin değeri düşükken aldığınız hisseleri, şirketin değeri yükseldiğinde elden çıkartmaktır.

ICO sürecinde şirketlere yatırım yapan kişiler, projenin yapılandırılmasına bağlı olarak farklı yollardan para kazanabilirler. Örneğin, satın alabileceğiniz ya da satabileceğiniz token'lar için firma size sabit fiyat önerebilir, önceden belirlenen gelirin üzerine çıkıldığı durumlarda firma, yatırımcılarına kardan pay verebilir veya ofislerini yatırımcılara açarak her gün ücretsiz yemek dağıtabilirler. Kısacası, yatırımcı projeden potansiyel anlamda ne elde edebilecekse ayrıntılı olarak white paper'da yazar.

Yukarıda yer alan farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda IPO'nun ICO'ya nazaran çok daha güvenilir olduğu aşikardır. Tabii bu durum her zaman yüzde yüz doğru diye bir şey yok. Güvenilirliği, ticari sicilinin temizliği veya resmi bağlantıları bile her şirketin günün birinde iflas etme riski vardır. Hal böyle olunca yapılan yatırımlar da çöp olacaktır. Fakat herhangi bir ICO sürecine dahil olduğunuzda bürokratik işlerin birçoğunun yanından geçerek daha fazla kazanç elde etme imkanı yakalamış olursunuz. IPO veya ICO süreci fark etmeksizin hangi yatırım seçeneğini seçerseniz seçin, yatırım yapacağınız şirketin ya da projeyi iyi araştırmalı, gerekirse bütün detaylara hakim olmalısınız. Aklınıza yatmayan projelerden uzak durmalı, kafanıza takılan soru işaretlerinin cevaplanması için şirketlerle veya projenin geliştirici ekibiyle iletişime geçmelisiniz.

Artıları ve eksileriyle IPO ve ICO sürecini karşılaştıracak olursak; güvenilirlik, yasal kapsam ve resmi şirket kaydı konularında IPO'nun bir adım önde olduğunu görüyoruz. Hızlı yatırım, küçük yatırım ve uluslararası erişim konularında ise ICO'nun IPO'ya nazaran ciddi bir fark yarattığını görüyoruz.