Obsesif nedir?

Tam açılımı obsesif kompulsif bozukluktur. Takıntılı birtakım düşüncelerin günlük hayatı, yaşamsal aktiviteleri etkileyecek düzeye çıkması sonucu ortaya çıkan ruhsal bir hastalık olarak tanımlayabiliriz. Aslında şöyle bir düşündüğünüz zaman “takıntılı olma hali” bir ruhsal sorun olarak algılanmayabilir çünkü hepimizin bazı takıntıları vardır. Kimi merdiven altından geçmez, kimi yamuk duran tabloyu düzeltmeden edemez, kimi gömleklerini renk renk sıralar, kimi de ev temizliği konusunda titizlik abidesidir. Bunlar günlük yaşamınızı etkileyip, sizi zora koşmadıkça rutin prensiplerdir diyebiliriz. Ancak ne zaman ki işler sizin yaşamsal faaliyetlerinizi etkileyecek bir tona ulaşır işte o zaman işin rengi bir hayli değişir. Obsesif, kompulsif bozukluğu obsesyon ve kompulsiyon davranışların bir araya gelmesi ile oluşur. Terimler uzak gelebilir şöyle basitçe açıklayalım. Obsesyon, kişinin zihninden uzaklaştıramadığı fikirdir; dürtüler, düşünceler kişinin kendi isteği dışında gerçekleşir ve yine kişi bu dürtülere engel olamaz. Mantık dışında düşünceler olduğunu bilse dahi düşünmekten kendini alı koyamaz ve beraberinde bu duygular onu yıpratır, yaşamsal faaliyetlerine ve günlük yaşantısına sekte vurur. Bu düşüncelerin yarattığı huzursuzluğu ortadan kaldırmak için bu sefer farklı zihinsel eylemler gerçekleştirir. Son dönemde gelişen dünya, zorlaşan hayat, verilen “hayatı idame edebilme” mücadelesi bir takım ruhsal sorunları da beraberinde getirdi. İşte bunlardan biri obsesif kompulsif bozukluk. Neredeyse 100 kişiden 3’ünde rastlanır oldu diyebiliriz. Obsesif bozukluk her yaşta görülebilir ancak nedense kadınlarda daha sık görülür. Sanırız kadınların biraz daha detaycı bir düşünce yapısına sahip olmasından kaynaklanıyor olabilir.

            images (4)

Obsesif bozukluk belirtileri nelerdir?

Bunu iki parçada ele alsak daha doğru olacak; obsesyon ve kompulsiyon. Obsesyon belirtilerin şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Her şeye şüphe ile yaklaşma
  • Simetrik anlamda takıntılı olma, her şeyin bir düzen içinde olmasını isteme
  • Utanç verici olmaktan çekinme
  • Hata yapmaktan korkma
  • Başkasına zarar vermekten korkma
  • Hastalık bulaşmasından endişe etme

En sık görülen kompulsiyon belirtilerini ise şöyle açıklayalım:

  • El sıkışamamak
  • Ellerini yıkadığı halde sürekli yeniden yıkama isteği duymak ya da sürekli duş almak
  • Belirli kelimeleri sürekli tekrar etmek buna dualar da dahil
  • Evdeki eşyaları belirli bir biçimde düzenleme, her şeyi gereğinden fazla tertipli yapma
  • Rutin işler sırasında sayı sayma isteği
  • Eşyaları sürekli kontrol etme dürtüsü. Örneğin ocak kapalı olsa bile yine de kontrol etme isteği.

Obsesif kompülsif bozukluk nedenleri

Bu kadar belirtisi olmasına ve günlük hayatı bu kadar sekteye uğratmasına rağmen, uzmanların obsesif bozukluğun nedeni hakkında net bir görüşü yok; birden fazla genetik ve çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediğini düşünüyorlar ve bu nedenleri de şu şekilde sıralıyorlar.

Genetik yatkınlık:

İkizler ve aileler üzerinde yapılan çalışmalara göre birinci dereceden yakınlarda obsesif kompulsif bozukluk varsa, kişinin hastalığa yakalanma riski de yüksek. Bu duruma neden olan genlerin henüz net olarak ne olduğu bilinmese de genetik yatkınlığın obsesif bozukluk üzerinde etkisi olduğu düşünülüyor.

                        images (7)

Biyolojik nedenler

Bugüne kadar pek çok laboratuvar çalışması yapıldı. Her neden tek tek incelendi. Yapılan çalışmalara göre obsesif kompulsif bozukluğun nedeni beynin çalışma biçimindeki bir bozukluktan kaynaklanıyor olabilir. Henüz çalışmalar tamamlanmamış olsa da beyindeki bu aksaklığın, obsesif bozukluğu tetiklediği düşünülüyor.

Çevresel faktörler

Şimdi söyleyeceğimiz kelimeye hiç şaşırmayacağınıza eminiz zira her taşın altından çıkmayı başarıyor; stres. Kişinin sosyal ve aile çevresinde yaşadığı stresin, hastalığın gelişmesine neden olabileceği düşünülüyor. Aslında serde var olan belirtiler, çevresel faktörlerin de etkisiyle gün yüzüne çıkıyor ve iş ruhsal hastalığa kadar ilerliyor. Aynı zamanda kişisel yaşamda köklü değişikliklere neden olan bazı durumalar da hastalığı besleyebiliyor; evlilik, çocuk sahibi olma gibi faktörler örneğin.

                                     images (5)

Obsesif kompulsif bozukluk tedavisi

Hastalığın her ne kadar genetik ya da biyolojik etkileri araştırılıyor olsa da obsesif kompülsif bozukluğun teşhisi için herhangi bir laboratuvar testi söz konusu olamıyor. Hastalığın tanısı, uzman psikiyatrist tarafından hastanın davranışlarının gözlemlenmesi ve belirtilerinin takip altında tutulması ile olur. Tedavinin başında erken konan teşhis önemlidir zira hastalığın seyrinde epey etkilidir. İlaç tedavisi ve davranış terapisi ile hastalık yenilebilir.

Davranış tedavisi nedir?

Obsesif kompulsif bozukluk hastalarındaki bu abartılı takıntı ve düşünceleri azaltmaya odaklanan bir tedavi biçimidir. Buradaki amaç, obsesif bozukluğu olan kişileri zorlamadan, kaygı yaratan durumları ile yüzleşmesini sağlamaktır. Tedavinin önemli aşamalarından biridir çünkü her şey kabullenmek ve yüzleşmek ile başlar.

          images (3)

Obsesif bozukluk ilaçları

Antidepresan ilaçlar ve beyindeki seratonin düzeyini dengelemeyi sağlayan bir takım ilaç destekleri, hastalığın seyrinde önemli bir yerdedir. Pek çok hasta antidepresan içmekten korkabilir, yan etkileri ya da toplumda oluşan algı yüzünden. Ancak ilaç tedavisi bu hastalığın önemli destekçilerindendir. İlaç tedavisinin ve davranış terapisinin etkili olmadığı durumlarda ise elektrokonvulsif terapi adı verilen bir yöntem uygulanır. EKT olarak bilinen bu yöntem başka depresyon olmak üzere belirli ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılır. EKT terapisi, hastanın başına takılan elektronlar yardımıyla nöbete neden olan elektrik şoku verilir. Bu nöbetler sayesinde beyindeki nörotransmitterlerin salınımı artar ve düzenli olarak yapılan tedaviler ile kişi günlük hayatına dönebilir hem de eskisinden çok daha iyi bir şekilde!

                   images (6)

Toplumda “psikoloğa gitme” algısı ne yazık ki yanlış anlaşılan bir kavram. Psikoloğa ya da psikoterapiste giden insanlar üzerindeki düşünceler, kişinin tedavi olmasına olumsuz baskı yapıyor. Halbuki denklem çok basit; bedenimiz hasta olunca doktora gidiyorsak ruhumuz rahatsızlanınca da elbette işin uzmanına gitmeliyiz. Bu “psikologdan kaçma, saklanma, sorunlarla yüzleşememe hali” mevcut durumu iyileştirmeyeceği gibi, daha zora da sokabilir. Unutmayın ki her şey “yüzleşme” ile başlar; kabul etmek ve teslimiyet ile devam eder. Aşılamayacak sorun yok, eğer yürekten istenirse!

Kendinize şans verin; unutmayın ki çaresiz değil çare, SİZsiniz!